Web 4.0 ve Eğitim İçin Önemi

Web 1.0, Web 2.0, Web 3.0 ve şimdi de Web 4.0. Teknoloji öyle gösteriyor ki bu sürümdeki artış hiç kuşkusuz devam edecek. Peki, ne anlama geliyor Web 4.0?

Tabi ki daha öncesi de var ama aslında her şey 1995 yılında Cern’de gerçekleştirilen deneylere daha kolay erişim sağlanabilmesi için Tim Berners-Lee tarafından Word Wibe Web’in yani www’nun bulunmasıyla başladı ve biz buna ilk internet çağı yani Web 1.0 diye adlandırdık. Daha sonra çok geçmeden 2000 ve 2010 yılları arasında Web 2.0 kullanıldı. Peki, arasındaki fark neydi? Youtube, wikipedia, facebook vb. gibi sosyal paylaşım siteleri ile artık kullanıcılar internet üzerinde etkileşim sağlayabiliyor, yorumlar yapabiliyor ve içerik üretebiliyordu. Yani artık interneti kullanan her birey onun bir parçası haline gelmişti. 2010 yılı sonrası ise Web 3.0 olarak adlandırıldı ve hala içinde bulunduğumuz dönemi kapsamakta. Bill Gates bu dönemi yapay zekalı web olarak adlandırmakta. Aslında hiç de yanlış sayılmaz. Cep telefonu, televizyon, bilgisayar hatta ve hatta klimalarımız, arabalar ve aklımıza gelebilecek her türlü teknolojik ürünlerin reklamlarına dikkat ettiğimizde akıllı(smart) kelimesinin öne çıktığını görmekteyiz. Firmaların ürünlerinin yapay zekâ ile donatıldığını üstüne basa basa söylemesi bu tanımı doğru kılar nitelikte.

Eğitimde Web 4.0

İçinde bulunduğumuz Z kuşağının teknolojinin yerlisi olarak tanımlanması, 21. yüzyıl becerileri arasında kodlamanın yer alması gibi durumlardan da anlaşılacağı üzere teknoloji ile genç nesillerimizi birbirinden kopararak yetiştirmek geleceğimiz adına mantıklı bir davranış olmayacaktır. Web 2.0 ile başlayan içerik üretimine kayıtsız kalmaktansa yenilenen eğitim politikamız ile teknoloji alanında bilinçli ve üretken nesillerin yetişmesini sağlamak son derece önem arz etmektedir. STEM eğitimleri, robotik kodlamalar, yazılım geliştirme gibi çalışmalar ile öğretimi zenginleştirmek bireylerin içinde bulunduğumuz yüzyıl becerilerini kazanmasında etkin rol oynayacaktır.

Öngörülen yaygın görüşe göre Web 4.0 ile birlikte hayatımıza girecek olan daha hızlı internet sayesinde sabit diskler yerine kullanılacak bulut depolama sistemleri sayesinde artık bilgiye erişim önündeki bir kısıtlama daha kalkacaktır. Yapay zekâ, artırılmış gerçeklik, sanal gerçeklik gibi uygulamalar ile dersler daha etkin işlenecek ve daha kısa sürede öğrenmeler sağlanabilecektir. Yapılması maliyetli ve tehlikeli deneylerin sanal olarak gerçekleştirilebilmesi ile öğrenciler tam manasıyla öğrenmenin merkezine alınabilecektir. Eğitimde yaşanacak bu gelişime kayıtsız kalınmaması kullandığımız teknolojilerin yerli üretim olması yolunda önemli bir adım olacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest